Kadınlarımızın Duygusal Durumları ve Kimlik Savaşları

KADININ TARİHÇESİ

Kadınlarımızın Duygusal Durumları ve Kimlik Savaşları Kadın sorunlarına iki temel nokta olan; tarihi gelişim süreci ve modern hayatta içinde bulunduğu kültürel konum açısından yaklaşmak mümkündür.

 

Bazı farklı toplumların tarihlerinde kadın anlayışının niteliğini kadının değerini ve rollerini özetle ortaya koymaya çalışalım.

Eski Hint geleneğinde; kadınlar kocasının mutlak hâkimiyeti altında yaşamak zorundaydılar. Hatta çoğu yerde kocası ölen kadınlar kocası ile birlikte yakılıyordu.
Hintlilerin kutsal dini olarak kabul edilen Hinduizm binlerce batıl inanç içeren putperest bir dindir. Kadınlara karşıda çok barbarca uygulamaları mevcuttur.

Hinduizm’e göre;
Boşanma hakkı bir tek erkektedir.
Kız çocukları 7 yaşından itibaren evlendirilebilir.
Kadınların okumaları öğrenmeleri kesinlikle yasaktır.
Diri diri kız çocuklarının toprağa gömülmesi.
Yukarda saydıklarım sadece bu barbarlıklardan birkaç tanesi. Buradan yola çıkarak görüyoruz ki eski Hint geleneklerinde toplumlarında kadınların yeri değeri hiç yokmuş demek yanlış olmaz.

Eski Çin ve Japon geleneklerinde ise kadının değeri kocasının ailesine, akrabalarına verdiği değer ile ölçülüyordu. Kadın ıslah edilmesi gereken bir varlık gibi görülüyordu. Hatta bu dönemlerde ‘‘madem karını sabahleyin dövdün, öğlen neden dövmeyeceksin’’ gibi bir Çin atasözü o dönemlerde çok fazla zikir ediliyordu.

Eski Yunan ve Roma geleneklerinde ise kadın alınıp satılan bir varlık gibi görülüyordu. Bu dönemlerde kadının asıl kimliği cinsellik ile tayin ediliyordu.
Psikanalizin kurucusu Sigmund Freud’un ‘‘Libido-Haz’’ prensibini düşünce yapılarını Yunan mitolojisini desteklemesi rastlantı değildir.

M.Ö dönemlerde ise kadınlar kutsal sayılıyordu. Kadınların var oldukları ana erkil toplumların öyküleri M.Ö 8000 ‘li yıllara kadar dayanmaktadır. İngiliz Arkeoloji Enstitüsü’nün yapmış olduğu Arkeolojik kazılar sonucunda ortaya çıkan kazılar bizlere M.Ö kadının toplumdaki yeri ve önemi hakkında gerekli ip uçlarını vermektedir.

Bu bulgulara göre; M.Ö 8000’li-10000’li yıllar arasında Orta Anadolu’nun Neolotik Çağ ve Katolik Çağ yerleşim yeri olan Çatal Höyükte el yapımı heykellerden en belirgin olanı TANRIÇA figürleridir.

Buda bize M.Ö yıllarda kadınların kutsal sayıldığı izlenimini fazlası ile vermektedir. Yani o dönemlerde kadın toplumda çok önemli ve değerli sayılıyordu.

Yazar :Burcu BOZKURT

SİZLERDE BURCU HANIM GİBİ YAZILARINIZI YAZABİLİR KONULARA YORUMLAR YAPABİLİRSİNİZ.

Kadın Olmak Zor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: